Sri Lanka'nın simgesi Sigiriya Kayalık Kalesi. Fotoğraf: Unsplash
Sri Lanka, Hindistan'ın güney ucunda, Hint Okyanusu'nun içinde duran bir ada. Eski adı Seylan; çayı, baharatı ve çok eski krallıklarıyla tanınıyor. Ada küçük göründüğü için bir haftada her yeri görülür sanılıyor, öyle değil. Ama iyi kurulmuş bir hafta, adanın dört farklı yüzünü görmeye yetiyor: Kolombo'nun kalabalığı, kültür üçgenindeki antik kentler, serin çay tepeleri ve güney kıyısının surlu limanı.
Aşağıdaki rota Kolombo'dan başlayıp yine Kolombo'da bitiyor. Günleri sırayla veriyorum; ama trenin, yolların ve havanın bu adada planı sık sık değiştirdiğini baştan söyleyeyim. Her güne biraz boşluk bırakmanız işinize yarar.
1. Gün: Kolombo'ya alışmak
Başkent Kolombo ilk gün biraz yorucu gelebilir. Yeni gökdelenlerle İngiliz döneminden kalma binalar yan yana, trafik ise düzensiz. Şehri sevmek için onu tek günde bitirmeye çalışmamak gerekiyor.
Sabah Gangaramaya Tapınağı ile başlayın. Burası bir ibadet yeri olduğu kadar müze, kütüphane ve Budist eğitim merkezi gibi de çalışıyor; içeride eski para koleksiyonlarından fildişi oymalara uzanan dağınık ama ilginç bir sergi var. Hemen yakındaki Beira Gölü üzerinde duran Seema Malaka ise günün en sakin köşesi.
Öğlen Pettah Çarşısı'na geçin. Baharatçıların arasında tarçın, kakule ve karabiber kokusu ağır basıyor, sokaklar birbirine karışıyor. Kaybolursanız dert etmeyin, çarşının iyi tarafı zaten bu. Öğleden sonra Viharamahadevi Parkı'nda ağaç gölgesinde biraz soluklanabilirsiniz.
Akşam için yer belli: Galle Face Green. Okyanus kıyısındaki bu uzun yeşil şeritte aileler uçurtma uçuruyor, satıcılar isso wade denen baharatlı karides köftesini kızartıyor. Günbatımını burada izlemek şehrin kendi alışkanlığı.
Kolombo'da ne yenir?
İlk denemeniz gereken şey hopper, yerel adıyla appa: pirinç unu ve hindistan cevizi sütüyle yapılan, kase biçiminde ince bir krep. Ortasına yumurta kırılmış hali olan egg hopper kahvaltının da akşamın da yıldızı. Kottu roti ise doğranmış roti ekmeğinin sebze ve etle sac üstünde çevrildiği bir sokak yemeği; tezgâhtaki bıçakların metal sesini duyunca nerede yapıldığını kendiniz bulursunuz. İçki tarafında adanın kendi içkisi arrack var, hindistan cevizi palmiyesinden elde ediliyor; buzla ya da kokteylde içiliyor.
2. Gün: Sigiriya ve Dambulla
Erken çıkıp kuzeye, Sigiriya'ya gidin. Yol 3.5-4 saat kadar sürüyor; pirinç tarlaları, küçük köyler ve şansınız varsa yol kenarında maymun ya da fil görürsünüz.
Sigiriya Kayalık Kalesi, adanın en çok fotoğraflanan yeri. Yaklaşık 200 metre yükselen dev bir kaya bloğu ve tepesinde 5. yüzyılda kurulmuş bir sarayın kalıntıları. Tırmanış yorucu ama ara duraklar ödüllendiriyor: kaya duvarındaki yaklaşık bin beş yüz yıllık freskler, yarı yolda Aslan Girişi'nin dev pençeleri ve zirvede dört bir yana açılan orman. Sıcak bastırmadan çıkmak için sabahın ilk saatlerini seçin.
Sigiriya'nın tepesinde durunca bu kayanın neden seçildiğini anlıyorsunuz. Bir kral kendini düşmanından da halkından da yukarıda görmek istemiş, kaya da buna fazlasıyla uygun.
Aynı gün yakındaki Dambulla Mağara Tapınağı'nı da ekleyin. MÖ 1. yüzyıla uzanan 5 mağarada 150'den fazla Buda heykeli ve renkleri hâlâ seçilebilen duvar resimleri var. Alan UNESCO Dünya Mirası listesinde.
Sigiriya'yı kalabalık bulursanız karşısındaki Pidurangala Kayalığı iyi bir alternatif. Daha az turist var ve tepeden doğrudan Sigiriya'ya bakıyorsunuz; gün doğumu için sabah 5'te çıkanlar az değil. Mevsimine denk gelirseniz Minneriya Ulusal Parkı'nı da düşünün: Haziran-Eylül arasında burada yüzlerce fil aynı göl kıyısında toplanıyor.
3. Gün: Kandy, dişin tapınağı
Sigiriya'dan güneye, Kandy'ye inerken yol boyunca baharat bahçeleri görürsünüz. Durup taze tarçın ya da çarkıfelek meyvesi almak için iyi bir fırsat.
Kandy adanın kültürel merkezi sayılıyor. Göl kenarındaki Diş Tapınağı (Sri Dalada Maligawa), Buda'ya ait olduğuna inanılan dişin saklandığı yer. Sabah erken saatte yapılan puja törenini izlemeye çalışın; davul, çan ve dua sesleri bir arada. Tapınağın yanındaki Kraliyet Sarayı kalıntıları Kandy krallığının son döneminden kalma.
Öğleden sonra şehrin dışındaki Peradeniya'da Kraliyet Botanik Bahçesi'ne gidin. 60 hektarlık bahçede 4.000'den fazla bitki türü bulunuyor; orkide serası ve uzun bambu koridoru en çok vakit geçirilen yerler. Akşam bir Kandy dans gösterisi izleyebilirsiniz: davulcular, geleneksel kostümlü dansçılar ve ateş numaraları.
Kandy aynı zamanda rice and curry için iyi bir yer. Bir tabak pilavın yanına 3-5 çeşit sebze ya da et körisi, papadam ve pol sambol geliyor. Pol sambol, rendelenmiş hindistan cevizi, kırmızı soğan, limon ve acı biberle yapılan bir ezme; neredeyse her şeyin yanına konuyor. Serinlemek için ekşimsi tatlı divul meyvesinden yapılan wood apple suyunu deneyin.
4. Gün: Nuwara Eliya ve çay fabrikaları
Kandy'den sonra yol tırmanmaya başlıyor ve hava belirgin biçimde serinliyor. Pirinç tarlalarının yerini yamaçlara dizilmiş çay bahçeleri alıyor.
Nuwara Eliya'ya "Küçük İngiltere" deniyor. İngilizlerin sıcaktan kaçmak için kurduğu bu tepe kasabasında at yarışı pisti, golf sahası ve Viktorya dönemi binaları hâlâ duruyor. Gregory Gölü'nde tekneye binmek ya da Single Tree Tepesi'nden kasabaya bakmak sabah için yeterli.
Günün asıl işi çay. Pedro ya da Damro Labookellie fabrikalarından birine uğrayın. Yaprağın toplanmasından fermantasyona, kurutmadan paketlemeye kadar süreci adım adım gösteriyorlar, sonunda da taze demlenmiş Seylan çayı ikram ediyorlar.
Bu yamaçlarda yaprakların hâlâ elle toplandığını görmek insanın çaya bakışını değiştiriyor. Sabah sisinin içinde renkli giysileriyle çalışan toplayıcılar, fotoğraf makinesini kaldırmadan önce izin istemeyi hak ediyor.
Bir gün daha ayırabilirseniz Horton Plains platosuna gidin. Sabah 06:00 gibi yola çıkıp yaklaşık 9 km'lik yürüyüş halkasını tamamlıyorsunuz; rotanın ucundaki World's End uçurumu, hava açıksa bulutların üstünden aşağıdaki vadiyi gösteriyor. İlerleyen saatlerde sis manzarayı kapatabildiği için erken davranmak iyi oluyor. Kasabanın hemen dışındaki ormanda saklı Bomuruella Şelalesi ise yerlilerin yüzmeye gittiği daha kısa bir kaçamak.
5. Gün: Trenle Ella'ya
Adanın en çok konuşulan tren hattı Kandy ile Ella arasında. Hattın tamamı 6 saat kadar sürüyor; Nuwara Eliya'dan geliyorsanız yakındaki istasyondan binip yolun en manzaralı kısmını yapmış olursunuz. Pencereler açık, vagon kapıları çoğu zaman açık; çay bahçeleri, şelaleler ve sisli vadiler birbirini izliyor. Gözlem vagonu ve birinci sınıf için biletleri günler öncesinden almanız gerekebiliyor, bunu son güne bırakmayın.
Ella küçük bir dağ kasabası ama gezginlerle dolu. En bilinen yürüyüş Ella Rock, 2-3 saatte çıkılan ve hava açıksa bulutların üstünden bakan bir tepe. Daha kolay bir şey istiyorsanız Little Adam's Peak aynı manzaranın daha yakın bir versiyonunu sunuyor.
Nine Arches Bridge, yani Dokuz Kemerli Köprü, İngiliz döneminden kalma taş bir demiryolu köprüsü. Mavi tren üzerinden geçerken çekilen fotoğrafı herhalde görmüşsünüzdür. Sabah erken gidin; hem kalabalık az hem ışık daha yumuşak. Kasabanın girişindeki Ravana Şelalesi ise yoldan geçerken bile görülüyor.
Akşam Ella'nın küçük ana caddesindeki kafelerde gezginlerle oturmak, UV Café ya da Cafe Chill gibi yerlerde canlı müzik eşliğinde bir bira içmek kasabanın rutini.
6. Gün: Galle surları ve Unawatuna
Ella'dan güney kıyısına inin. Galle, UNESCO listesindeki Galle Kalesi ile tanınıyor. 17. yüzyıldan kalma Hollanda dönemi surlarının içinde dar sokaklar, butik oteller, galeriler ve kafeler var.
Sabah surların üzerinde yürüyün. Bir yanda eski deniz feneri ve okyanus, diğer yanda çimenlikte kriket oynayan gençler. Surların içindeki Hollanda Reform Kilisesi, Amiral Konağı ve Ulusal Deniz Müzesi kısa ziyaretler için yeterli. Kalenin içindeki Pedlar's Inn gibi eski kafelerde egg hopper'ı bir kez de burada deneyebilirsiniz.
Öğleden sonra Galle'ye 15 dakika uzaklıktaki Unawatuna Plajı'na geçin. Palmiyelerle çevrili bu koy yüzmek ve şnorkel için uygun. Akşam yemeğinde kıyının deniz ürünlü körilerini, özellikle karides ve barramundi ile yapılanları arayın; günbatımı barlarında arrack ile hazırlanan kokteyller de bu kıyının alışkanlığı.
7. Gün: Kıyı boyunca Kolombo'ya dönüş
Son gün Galle'den Kolombo'ya kıyıyı takip ederek dönün. Hikkaduwa ve Bentota yol üstünde mola vermek için uygun; Hikkaduwa'daki deniz kaplumbağası rehabilitasyon merkezine uğrayabilirsiniz.
Kolombo'da son alışveriş için Odel ve Barefoot gibi mağazalara bakın; el yapımı ürünler, çay setleri ve batik kumaş hediyelik için iyi seçenekler. Son akşam deniz ürünü yemek isterseniz Ministry of Crab şehrin en bilinen adreslerinden; rezervasyonsuz gitmeyin.
Gitmeden önce bilmeniz gerekenler
Giriş izni
Türkiye pasaportuyla Sri Lanka'ya girmek için online ETA (elektronik seyahat izni) almanız gerekiyor. Başvuru resmi ETA sitesinden yapılıyor ve onay genellikle kısa sürede geliyor, ama yine de son haftaya bırakmayın. Turist izni 30 güne kadar veriliyor. Varışta izin alma imkânından da söz ediliyor; kuyruğa girmek istemiyorsanız online başvuru daha rahat. Pasaportunuzun giriş tarihinden itibaren en az 6 ay geçerli olması gerekiyor. Kurallar değişebildiği için başvurudan önce resmi kaynağı kontrol edin.
Para
Para birimi Sri Lanka rupisi (LKR). Kur dalgalı olduğu için güncel değeri yola çıkmadan bakın. Kandy ve Galle gibi turistik yerlerde kart geçiyor; küçük lokantalarda, tuk-tuk'ta ve çay bahçesi çevresindeki tezgâhlarda ise nakit gerekiyor. Şehirlerde ATM bulmak zor değil.
Harcama tarzınıza göre bütçe çok değişiyor: sırt çantalı bir gezgin pansiyon ve yerel lokantayla oldukça düşük bir günlük harcamayla dolaşabilirken, özel şoför ve butik otel tercih edenlerin harcaması birkaç katına çıkıyor. Tuk-tuk için PickMe gibi uygulamalar fiyatı baştan sabitlediği için pazarlık derdini azaltıyor.
Ulaşım
Uluslararası uçuşlar Bandaranaike Havalimanı'na (CMB) iniyor; şehir merkezine otobüs ya da taksiyle gidiliyor, trafiğe göre bir saati bulabiliyor. Şehirler arasında tren hem ucuz hem manzaralı, özellikle Kandy-Ella hattı. Biletleri istasyondan ya da 12go.asia gibi aracı sitelerden önceden almanızı öneririm. Rotayı esnek tutmak isteyenler için özel şoförlü araç kiralamak adada yaygın bir yöntem; birkaç kişiyseniz maliyeti bölüşünce makul hale geliyor. Kısa yoldan güneye inmek isteyenler için Cinnamon Air'in küçük uçakları var ama pahalı.
Ne zaman gidilir?
Sri Lanka'da "en iyi mevsim" bölgeye göre değişiyor. Kültür üçgeni (Sigiriya, Kandy) için Ocak-Nisan arası en kurak ve rahat dönem. Güney kıyısı (Galle, Unawatuna) Aralık-Mart arasında en güzel halinde. Doğu kıyısı (Trincomalee, Batticaloa) ise tersine, Mayıs-Eylül arasında plaj mevsimi yaşıyor. Ella ve çay bölgesi yıl boyu gezilebiliyor, en az yağışlı dönem yine Aralık-Mart. Yukarıdaki rotayı yapacaksanız Ocak-Mart arası en uygun aralık.
Son not
Bir hafta bu ada için kısa, ama yanlış da değil. Sigiriya'nın kayası, Kandy'nin tapınağı, Nuwara Eliya'nın çay tepeleri, Ella'nın treni ve Galle'nin surları birbirinden o kadar farklı ki, dönüşte hepsini aynı haftaya sığdırdığınıza şaşırıyorsunuz. Bir sonraki sefere doğu kıyısını ya da Horton Plains'i ayırmak için de iyi bir bahane bırakıyor. Yerel selamla: Ayubowan.
Yorumlar
Yorum Gönder